Fenomen Yayıncılık

Hesabım

Üye Girişi / Üye Ol

Bayi Girişi / Başvuru

Sepetim
ALIŞVERİŞ SEPETİ
Sepetinizde ürün var.
Sepet Toplamı
SATIN AL

16. ve 17. Yüzyıl Divan Şiirinde Devlet- Millet İlişkisi

Dr. Ercan Korkmaz

Ürün yorumu yok
Bu Ürünün Kargoya Veriliş Süresi 4 İş Günüdür
Bu Ürünün Kargo Ücreti 150,00
%20 indirim
950,00
760,00
Havale ile %5 indirim
| Tüm Ödeme Seçenekleri |
Ürün Kodu 1151526
GTIN 9786255527738
Ürün Durumu YENİ
10+ Adet Stokta
Stok Miktarı Kritik
Ürünü Paylaşın
Pinterest Linkedin
    Benzer Ürünler

           Kişinin bildiği, hissettiği ve öğrendiği şeyleri kaleme alma isteği insanlık tarihi kadar eskidir. Henüz yazının ne olduğunu bilmeyen toplumlar bile bu isteğe karşı çıkamamış ve her fırsatta resimlerle, figürlerle bir şeyler anlatmaya çalışmışlardır. Bu, aslında insanoğlunun ebedî var olma çabasıdır. Bırakılan her iz, çizilen her figür, yazılan her söz “ben buradaydım” deme arzusunun bir tezahürüdür. Nihayetinde insanlık zamanla bunun ötesine geçmiş; yazılan, çizilen ne varsa kişinin kendisini aşıp asırlara ulaşmıştır. Sözün gücü tarih boyunca kendini göstermiş; savaş meydanlarında ilk olarak sözler çekilmiş, barış masalarında son olarak sözler verilmiştir. Elde tutulan kalemin kılıçtan keskin olduğu defalarca ispatlanmıştır. Kimi sözler bizi en coşkun duygularla göklere çıkarırken, kimi sözler gönüller yıkmış, haneler yakmış, devletler kurup devletler yıkmıştır. Bütün bu hakikatlerin ışığında, sözden daha kudretli bir sihirden bahsetmek mümkün değildir. Bugün, bu sihrin bir parçası olarak akademik dünyanın içinde, divan şiirinin o engin dünyasında sözün izini sürmenin mutluluğunu yaşamaktayım.

Çok milletli bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti, asırlarca geniş bir coğrafyaya hükmetmiş ve emsali görülmemiş bir büyüklüğe ulaşmıştır. Tamamen merkezî bir yönetim anlayışına sahip olan Osmanlı, tebaasındaki her bir etnik yapıya ulaşmayı başarmış ve her bireyin hak ve hukukunu koruma gayretinde olmuştur. Bu anlayışın bünyesinde yetişmiş olan aydın kesim de her daim devlete ve yönetime destek olma çabası gütmüştür. Tarihî süreç içerisinde bu aydın kesim hakkında yanlış algılar oluşturulmaya çalışılsa da özellikle son dönemlerde yapılan araştırmalar bunun tam aksini ispatlamaktadır.

Özellikle divan şairlerinin “hayalî dünyalarda yaşadığı” algısı, uzunca bir süre edebiyat dünyasını ve toplumu etkisi altına almıştır. Ancak bizzat devlet kademelerinde yöneticilik yapmış, devrin nabzını tutmuş olan divan şairlerinin toplumdan ve devletten kopuk, büsbütün hayalî bir âlemde yaşaması akla ve mantığa sığmayan bir düşüncedir. Rahatsız edici ve son derece yanıltıcı olan bu yaklaşım, zamanla etkisini kaybetmeye başlamıştır. Arşiv araştırmaları ve divan incelemeleri derinleştikçe gerçekler gün yüzüne çıkmış, günümüzde divan edebiyatının toplumsal ve sosyolojik boyutunu ele alan pek çok kıymetli çalışma kaleme alınmıştır. Lakin toplum ile devlet arasındaki en güçlü köprülerden biri olan divan şiirinin bu yönü, devlet ve millet ilişkisi bağlamında bütüncül olarak yeterince incelenmemiştir.

 

52