Fenomen Yayıncılık

Hesabım

Üye Girişi / Üye Ol

Bayi Girişi / Başvuru

Türk Romanında Milli Mücadelenin Yorgun Savaşçıları Eski Subaylar

Mustafa Aydemir

Ürün yorumu yok
Bu Ürünün Kargoya Veriliş Süresi 4 İş Günüdür
%20 indirim
176,00
140,00 | Tüm Ödeme Seçenekleri |
           
Ürün Kodu 11141360
Ürün Durumu YENİ
10+ Adet Stokta
Ürünü Paylaşın
Pinterest Linkedin
    Benzer Ürünler

Tarihi roman, tarihi gerçeklerin yazarın hayal gücüyle zenginleştirilerek yeni bir kurguyla yeniden kaleme alınmasıdır. Ancak tarihi romanların tarihin yerini almalarının söz konusu olmadığını belirtmek gerekir. Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Millî Mücadele, değişik vesilelerle edebiyatımızda kendisine yer bulmuştur. Şanlı Türk tarihinin talanı olan işgaller, milletimiz için kara günlerin habercisi olur. Bu işgal süreci, Türk milleti için varlık yokluk mücadelesine dönüşür. Mondros Mütarekesi’nin faturasını Türk toplumuna ödettirme gayreti, vatansever her Türk için, özellikle de askerler için işkencelerin en büyüğü olarak görülmüştür. Türk ulusu için 1918-1922 yılları, tarihinin en zorlu dönemi olur. Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Osmanlı İmparatorluğu, emperyalist ülkelerin azgın saldırısına ve tecavüzüne uğrar. Amaç, Anadolu’daki Türk varlığına son vermek ve yeni bir İyonya devletini kurmaktır. Bu amansız saldırılar karşısında Türk ulusu, harp yorgunluğuna rağmen Mustafa Kemal’in önderliğinde Millî Mücadele’yi başlatır. İşgal edilmiş Osmanlı devletinden yepyeni bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Anadolu’da gerçekleşen Millî Mücadele’ye borçludur. Bu anlamda Millî Mücadele, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradenin temel ideolojisini belirleyen güçtür. Millî Mücadele’yi başlatanlar ve yürütenler, sonradan kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin karar vericileri de olurlar. Bu dönemde başlayan direniş hareketleri ve akabinde kendiliğinden oluşan Kurtuluş Savaşı, Türk insanı için o karanlık günlerde bir umut ışığı olmuştur. Ordunun dağıtıldığı, silahlarına el konulduğu, yöneticilerin satın alındığı ve vatanperver Türk evlatlarının takibe uğradığı bu dönemde, aydınların edebi eserlere sığınması ve bu acı günleri eserlerine konu edinmesi kaçınılmazdır. Türk tarihinin bu karanlık günlerinde Türk edebiyatçısı, kalemi ve yazdıklarıyla bir ümit ışığı ve bir uyanış vesilesi olmuştur. Mondros Mütarekesi’ne dayanarak gerçekleştirilen işgaller ile Türk’ün Anadolu’daki kapısı aralanarak bin yıllık ecdat yadigârını talan etmenin plânları yapılmıştır. Ancak vatansever Türk evladının böyle bir işgali kabul edemeyeceği, hesaba katılamamıştır. Bu işgal ve katliamlara daha fazla dayanamayan vatansever eski subaylar, Anadolu’nun yolunu tutmuş, Millî Mücadele ateşini körüklemiştir. Mustafa Kemal’in İzmir’in işgalinden hemen sonra Samsun’a gidişi, bu mücadelenin hızlanmasını sağlamıştır. Millî Mücadele Dönemi ve eski subayların yapıp ettikleri, roman türünün imkânları ölçüsünde kendisine önemli bir yer bulmuştur. Böylece işgallerin yanı sıra fedakâr vatan evlatlarının gösterdiği kahramanlıklara dikkat çekilmiştir. Zira roman, hayatın sıcaklığını ve gerçekliğini yakalayan türlerin başında gelir. Çalışmamızda amaç, Türk’ün karanlık dönemi olarak bilinen Millî Mücadele’de yaşananları, ihanetleri, karşı direnişleri, varlık yokluk mücadelesini, dönem romanlarından hareketle belli başlıklar altında ele almaktır. Çalışmamız bir giriş ile altı alt başlıktan oluşmaktadır. Giriş bölümünde öncelikle Millî Mücadele Dönemi öncesine değinilmiş, bu dönemi hazırlayan şartlar irdelenmiş ve dönemin tarihi panoraması çizilmiştir. Birinci bölümde Millî Mücadele Dönemi’ni konu edinen Türk romanlarına kısaca değinilmiştir. Bu konuyu işleyen romanların içeriği hakkında genel bilgiler verilmiştir. İşgal öncesi ve sonrası gelişmelerin romana yansıyan yönleri, ülkeye hâkim olan puslu ve karanlık havanın etkilerine dikkat çekilmiştir. İkinci bölümde eski subaylar tanıtılmıştır. Bu kişiler, işgale karşı takındıkları tavırlara göre, değerlendirilmiştir. Onların Millî Mücadele’ye katılmasının temelinde yatan sebepler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde cepheden yaralı ve her şeyini kaybetmiş olarak dönen eski subayların maruz kaldıkları işkenceler, tutuklanmalar ve saklanmalar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde bu subayların ekonomik ve sosyal durumları, içine düştükleri sefil hayat sahneleri irdelenmiştir. Beşinci bölümde işgal askerinin taşkınlık ve saldırılarının yanı sıra yerli işbirlikçilerin yaptığı soygunlar ve yağmaların eski subayları nasıl derinden yaraladıklarına dikkat çekilmiştir. Yaşananların onları nasıl değiştirip dönüştürdüğü de örneklendirilmiştir. Yapılanlara tahammül edemeyen vatansever kişilerin direnişi ve Anadolu’ya geçişi, romanlarda geniş yer bulur. Ancak bu romanlarda kurtuluşun detaylıca yer almadığı görülmektedir. Bunda yaşanan kayıpların ve acıların etkili olduğunu söylemek mümkündür. Altıncı bölüm, karşı faaliyetlerin işlendiği ve Türk’ün şahlanışının belgesidir. İşgalin hemen öncesinde vatanseverlerin düzenlediği eylemler, İstanbul’da İzmir işgaline karşı düzenlenen Fatih, Kadıköy ve Sultanahmet Mitingleri, kurtuluşun habercisi gibidir. Kurtuluşun ancak örgütlü çalışmalarla gerçekleşebileceğine inanan kişilerin oluşturduğu cemiyetler de bölümde detaylıca işlenmiştir. İzmir ve İstanbul’da barınamayacaklarını ve direniş gösteremeyeceklerini anlayan roman kişilerinin meşakkatli ve zorlu bir yolculuğu göze alarak gerçekleştirdikleri Anadolu’ya kaçışlar, bu bölümde ele alınmıştır. Sonuç kısmı, çalışmanın genel bir değerlendirilmesidir. İşgalin sebep olduğu direnişin nasıl bir destana dönüştüğü, eski subayların nasıl kahramanlaştığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca Türk’ün haklı ve gururlu mücadelesi dikkatlere sunulmuştur. Kaynakça kısmında ise eserler, incelenen romanlar ve faydalanılan diğer kaynaklar olmak üzere iki başlıkla gösterilmiştir. Bu çalışmada, kırk roman üzerinde durulmuştur. Tarihi bilgiler ışında oluşturulan bu romanların daha çok belgesel nitelikte olduğu görülmektedir. Hemen hepsinin kurgusu benzerdir. Mondros Mütarekesi’nden sonra İzmir işgal edilir, olanlara tanık olan vatansever kişiler bireysel olarak karşı çıkar, katliamlar ve tecavüzler gerçekleştirilir. Yapılanlara tanık olmak istemeyen roman kişileri İstanbul’a veya Anadolu’ya geçer. Bu meşakkatli ve tehlikeli yolculuktan sonra Anadolu’da direnişe katılırlar. En yakın arkadaşları şehit düşer ve sonunda vatan kurtulur.

269